DANS EDEN BİNA


Çek Cumhiretin’in Prag şehrinde yer alan bir siluet. Dans eden bina. Turistlerin ilgisini ciddi anlamda çekmeyi başaran bir ofis binasından bahsediyorum. De konstrüktivizm akımın öncü uygulayıcılarından Frank Ghery’in bir eseriyle karşı karşıyayız. Frank Ghery ile beraber mimar Vlado Mılunıc de bu proje de yer almıştır. Hatta yanlış olmasın Vlado Mılunıc ile beraber Frank Ghery de yer almıştır bu projede diyelim.




Vlado Mılunıc tarih kokan şehir Prag'da bir nehir kıyısında yaşamını sürdürüyor. Evi Rönesans dönemini andıran Vlado Mılunıc modern çağa ayak uydurma düşüncesiyle modern bir yapı yapmaya karar verir. Yaptığı yapının kültür merkezi adına kullanılması da düşünceleri arasındadır. Aklında bir proje vardır . Finansal destek alacağı sıra ona bir şart koyarlar yanında bir mimarla daha çalışma şartı. Böylece Frank Ghery, devreye girer. Frank, projeyi beğenir ve kabul eder. Frank Ghery dekonstrüktivizm akımının, mimarı olduğu içim şaşırmadım doğrusu. Çünkü bina tam olarak post modern yapıdadır. Eğrilikler, salaşlıklar, duvarların kayganlık algısı… De kontrüktivizm akımıyla yapılan binalarda insan algısında karmaşıklık ve belirsizlik hissi oluşur. Dans eden binaya bir defa bakmanız yeterli bunun için.




Dans eden bina ile birinci sınıfta karşılaştım. Evet ilk gördüğümde nasıl yapmışlar dedim içimden. Bir kadın, bir erkek, dans eden bir çift ve bir bina. Analojik bir yaklaşım olduğu kanısına vardırıyor. Ve Prag gibi siluetinde tarih olan bir şehirde, böylesine modern bir yapı doğru mu sorusu geldi aklıma. Dans eden binaya baktığınızda, iki tarihi binanın arasına sıkışmış modern bir yapı görüyoruz ya da görüyorum. Hatta bir yandan, bir binaya sıkıştırılmış, diğer tarafındaki binayı esir almış gibi bir izlenim bu. Gerçekten cesurca bir davranış. Tarihi bir alanda, ya modern bir yapı yapacaksın ya da tarihi tam ortasını tutturmak gerçekten zor. Evet Prag’a gidip Dans Eden Bina, önünde fotoğraf çektirmeyi isterim ki bence isteriz. Mimaride kalıcılık önemli demiştik. Yıllar sonra bile adını kulaklarda çınlatabiliyorsa kalıcı olduğunu göstermiştir. Strüktürüyle biçimiyle, sağlamlığıyla. 1997 yılında yapılmış bu bina, 19 senedir yapıldığı günden beri insanlar tarafından beğenilen , bazen de ağır eleştirilere tutulan bir yapı olmuştur.





Bina cephesinde fazlaca cam bulunmakta. Orada yaşayan insanların yerine koyalım kendimizi. Bir sabah uyanıyorsunuz, her gün yürüdüğünüz caddeden yürüyorsunuz . Tarihi binalara alışıksınız. Her yanınız tarih. Caddeyi döndüğünüz an karşılaştığınız manzara tarihe meydan okumuş . ister istemez bir tepki yaratır insanda ki, Prag sakinleri de ilk başlarda kabullenememiş. Prag şehrine, bu yapının fazla modern olduğunu düşünmüşler ve şehrin tarihi havasını bozduğunu dile getirmişler. Lakin zamanla şehrin en çok sevilen binası haline gelmiştir. Prag şehrinin, imgesel yapıları bir değil bir çok tane. Bunların arasında 19 yıl önce yapılan bir yapının olması yapan mimarın kalıcılığını tekrar tekrar ortaya koyuyor.





İlk başlarda, gözüme hoş gelen bir bina iken daha sonra tarihe meydan okumasıyla kafamda yarattığı karmaşıklık beni rahatsız etmişti. Hala kendi içimde bir tartışma yapmaktayım açıkçası. Bir karara vermiş değilim. Fakat binanın yapılış amacı, postmodernizme uygun bir yapı yapmak. Ve amacına yönelik bir yapı olduğu için içimde bu konuyla çatışmaya devam edeceğim



Dans Eden Bina, diğer adıyla ‘ Dancing House’ günümüzde ofis binası olarak kullanılıyormuş. En üst katında bir restaurant var. Yolunuz Prag’a düşerse kesinlikle uğrayacağınız Dans Eden Bina’nın son katında akşam yemeği güzel olur. Vltava Nehrine bakarken bir kahve içmeyi de unutmayın .

8.652

48.954

10.352

592

Toplam Ziyaret