MİMARLIK MI SEÇMELİYİM ?

En son güncellendiği tarih: 12 Ağu 2018




Hayaller…

Kimi zaman bizi peşinden sürükler, iz bilmediğimiz yerlere götürür; kimi zaman uçsuz bucaksız bir sonsuzlukta buluruz kendimizi. Ve o sonsuzluğu yeryüzüne çekmektir aslında hayallerini gerçekleştirmek. Buna inanmaya, inanabilmeye de umut diyoruz biz. Umuttur sonsuzluğu bize çeken.


Hayalleri var hepimizin. Üniversite de bunlardan biri, sadece üniversite değil aslında. Geleceğimizi şekillendirmekten bahsediyorum. Çok önemli bir konu, etrafımızda bize fikirlerini sunan, hatta doğru düşündüğü şeylerde ısrarcı olan bir sürü kişi var.


Aydınlanmak için elinizden geldiğince bir şeyler araştırıyor, soruyor, cevaplar arıyorsunuz. Farklı fikirler bir sürü soru işareti de getiriyor beraberinde.

Sınav stresi sizin ileride nereye doğru yönelmeniz, hangi yoldan yürümeniz gerektiğiyle ilgili de ayrıca yükleniyor insana. Birçoğumuz bu yoldan geçtik evet biliyoruz. İnsanın doğru düşünememesine de neden oluyor bazen.


Konu geleceğinizi şekillendirmek ise her şeyi bir kenara bırakmanız da gerekebilir bazen. Toplum baskısı, aile onayı, maddi kazanç, özellikle sınavdan aldığınız puan… Bunlara göre seçmeyin bölümünüzü. Şiddetle öneriyorum. Sizi çoğu zaman yeteneklerinize göre değerlendiremeyen bir müfredattan bahsediyorum. Örnek vermek gerekirse; Biyolojiden tam puan alarak mimarlığı tercih etmek ne kadar doğrudur bilemiyorum.



Mimarlık puanım tuttu gideceğim denilebilecek bir bölüm değil. Teknoloji ve Tasarımın kesişim noktası aslında. İlköğretimde çoğumuz işledik bu dersi, o dersteki başarınız ve ilginizle ölçebilirsiniz belki. İnovasyona ne kadar meraklısınız mesela? Gezip gördüğünüz yerlerin dokusu sizde ne uyandırıyor ya da dikkat ediyor musunuz? Fotoğraf çekmeyi seviyor musunuz? İlgisiz gibi gelse de bu konu, bakış açınızı önemli ölçüde gösterir aslında. Aynı pencereden baksanız da farklı şey görmeniz mimarlıkta esas olan. Eleştiriye açık mısınız? Yaptığınız bir şey beğenilmediğinde güveniniz kırılıyor mu? Bir yerden okuyup öğrenmek değil de kendiniz üretip, öğrenmeye çalışmaya hazır mısınız?

Bunların cevaplarının üniversite sınavında olduğunu sanmıyorum, kendinizde arayıp bulmalısınız.



Güzel resim yapıyorum diye tercihiniz bu olmamalı. Resim elbette sizi ön plana çıkarabilir ama mimaride kullanılan resim dili daha çok teknik resimdir. Çoğu üniversite de bilgisayar kullanarak çizim yapıyorsunuz. Bunu hiç bilmeden başlasanız bile öğrenebiliyorsunuz. Geliştirebiliyorsunuz. Standartları ve kuralları var. Daha az yetenek daha çok pratik isteyen bir konu bu.

Bir hocam, “Mimarlık yapmak istiyorsanız yaptığınız proje işlemeli, çok güzel biçimler, formlar kullanabilirsiniz ama fonksiyonlara çözüm getiremiyorsanız heykeltıraş olun, ressam olun mesela.” demişti. Şu an çok fazla hak veriyorum.


Bir de her şeyi bilgisayardan hallediyorlar, sınavları yok teslimleri var çok rahatlar diyen kitleler var. Aldanmayın 😊

Belki iş hayatınızda hazır projeler kullanacaksınız, bilgisayardan basit bir şeyler hazırlayıp göstereceksiniz. Tabi kendinizi geliştirmek istiyorsanız durum farklı.

Ama okul hayatında bilgisayar ile en iyi dostunuz olacak kadar çok fazla vakit geçiriyorsunuz, başında sabahlıyorsunuz, göz kapaklarınızla delice savaşıp çizim yetiştirmeye çalışıyorsunuz. İnanın çok fazla uğraşıyorsunuz, maket yüzünden her yeriniz yapıştırıcı oluyor mesela, 30 saattir proje başında olup o yorgunlukla 1 mm ile 2 mm arasındaki farkı algılamaya çalışıyorsunuz.

Onca emek verdiğiniz projeyi hocalarınız beğenmiyor. Yeniden uğraşmak zorunda kalıyorsunuz. Bunun yanında yapmanız gereken şeyleri kendiniz öğreniyorsunuz. Mimarlığa özgü bir şey mi bilmiyorum bu. Yapman gerekeni söylüyorlar, nasıl yapacağını değil.



O kadar emek verip yaptığım şeyi hiç beğenmiyorlar mı?

Ben hep bununla mı uğraşacağım? Diye düşünen kitleler de büyük.


Evet zorlu bir yolculuk mimarlık, evet okulu zor. Ama bu kadar emek verdim boşa gitti diye düşündüğünüz her proje size bir şey öğretiyor. Bir şey katıyor. Bir önceki proje çok kolaydı diyorsunuz, keşke tekrar onu yapsam bu zormuş diye geçiyor aklınızdan. Ama o projeyi kolay kılan, sizin verdiğiniz emek ve ezberlemiş değil, öğrenmiş olduğunuz bilgilerdir.


Farkında olmadan çok kısa bir sürede o kadar çok şey öğreniyorsunuz ki… Bu da kolay olmuyor haliyle, zorluyor insanı. Ama dönüp baktığınızda, bugün olduğunuz kişiden daha bilgili, daha tecrübeli birini görmek mutlu ediyor sizi. Kendinizdeki değişimi, gelişimi görmek bunları unutturuyor bile diyebiliriz. Sanırım bu yüzden mimarlar her teslimden sonra bölümünü seviyor 😊


Keyif alarak yaptığınız her şey ne kadar zor, ya da ne kadar uğraştırıcı olsa da size mutluluk verir. Pozitif olursunuz. Aksinde ise size işkenceden başka bir şey yaşatmaz. Her bölümün, artıları ve eksileri var. Sizdeki artıların olduğu yere yönelin ki eksileriniz çoğalmasın. Ve bunu bölüm seçerken değil, hayatınızın her kısmında uygulayın bence 😊 Hep sevdiğiniz şeyleri yapmanız dileğiyle

253 görüntüleme

9820

50.300

11.452

592

Toplam Ziyaret