top of page

Mimarlık ve Şehircilikte Göz Ardı Edilen 3 Alan: AR-GE, Dijitalleşme ve Yapay Zeka


ree

Mimarlık ve şehircilik, tarih boyunca insan yaşamının merkezinde yer aldı. Bir toplumun kimliği, estetik anlayışı ve yaşama biçimi, büyük ölçüde bu iki disiplinin ürettiği mekânlarla şekillenir. Ancak bugün geldiğimiz noktada, bu alanların dönüşüm ve gelişim hızına ayak uydurmakta zorlandığını görmek mümkün.


Her ne kadar emek veren birçok akademisyen, uzman ve öğrenci bu alanlara katkı sunmak için çabalasa da bazı temel eksiklikleri görmezden gelemeyiz. Özellikle üç önemli başlık, mimarlık ve şehircilik dünyasında yeterince karşılık bulamıyor:


1. AR-GE (Araştırma ve Geliştirme)


Mimarlık ve şehircilik, hâlâ büyük oranda sezgiye ve geçmiş deneyimlere dayalı ilerliyor. Oysa bilimsel veriyle beslenen, deneysel yaklaşımlarla geliştirilen projeler hem çevresel sürdürülebilirliği hem de toplumsal etkiyi artırır. Gelişmiş ülkelerde tasarımdan uygulamaya kadar her aşamada güçlü bir AR-GE altyapısı varken, bizim coğrafyamızda bu yaklaşım hâlâ yaygınlaşabilmiş değil.


2. Dijitalleşme


Dijital araçlar, tasarım süreçlerinden kent planlamasına kadar büyük kolaylıklar sağlıyor. Yapay zekâ destekli modellemeler, veri odaklı şehir analizleri ve dijital ikiz teknolojileri sayesinde çok daha verimli ve yaşanabilir yapılar ortaya konulabilir. Ancak bu dönüşümden mimarlık ve şehircilik eğitimleri de sektör de yeterince nasibini almış değil. Geleneksel yöntemler, dijital çağın gerisinde kalmış durumda.


3. Yapay Zeka


Yapay zeka, artık sadece teknoloji alanında değil, yaratıcı sektörlerde de dönüştürücü bir güç. Tasarım optimizasyonu, malzeme seçimi, enerji verimliliği hesaplamaları ve kullanıcı davranışı tahminleri gibi pek çok alanda kullanımı mümkün. Ancak mimarlık ve şehircilikte yapay zekaya dair farkındalık oldukça sınırlı.


Topluma Dokunmadan Değer Üretilemez


Şunu çok net bir şekilde ifade etmek gerekir: Mimarlık ve şehircilik, toplumla buluşmadığı sürece gerçek anlamda değer üretemez. Sadece estetik ya da teknik yeterlilikle sınırlı kalan projeler, uzun vadede sürdürülebilirlikten uzak kalır.


Bu yüzden öğrenci arkadaşlara özellikle seslenmek istiyorum:Geleceğin mimarları ve şehir plancıları sizlersiniz.Bu eksik alanları birer fırsat olarak görün. Sadece mesleki başarı için değil, aynı zamanda toplumsal katkı sunmak için AR-GE’ye, dijitalleşmeye ve yapay zekaya odaklanın.


Son Söz


Mimarlık ve şehircilik, insanlık tarihinin şekillendiricisi olmaya devam edecek. Ama bu kez sadece fiziksel mekânları değil, veriye dayalı, teknolojiyle iç içe, toplumu merkeze alan yeni bir anlayışı da inşa etmek zorundayız.


Bir vatandaş olarak temennim; bu vizyonun özellikle genç nesil tarafından sahiplenilmesi. Çünkü ancak o zaman bu disiplinler hak ettikleri dönüşümü yaşayabilir.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page