İç mi dış mı? ÇAP mı?

En son güncellendiği tarih: 18 Mar 2018



İç mimarlık neden yetmez? Mimarlık neden eksik kalır? Neden birbirlerini bu kadar tamamlarken birbirlerinden bu kadar uzaklar? İkisini de okuyamaz mıyız? Hem iç hem dış(!) mimar olamaz mıyız?

Benim için adeta etle tırnak, kuru fasulye ile pilav, çiğköfte ile ayran gibi olan mimarlık ve iç mimarlıktan bahsedeceğim. Daha doğrusu tek bölüm ile yetinmeyip ikisini de okumaya nasıl karar verdiğimden.

2015 yılında hiç hesapta yokken bir şekilde kendimi iç mimarlık okurken buldum. Üniversitede ilk sene ‘neden buradayım?’ diyerek geçti. Artık kolay bir hayatım olmayacağını anlamıştım.

Mimarlık okumaya karar verdiğimde ise henüz somut bir proje yapmamıştım. Ama iç mimarlığın yetmeyeceğini biliyordum. Mimar projesinde iç mekanı da tasarlıyor, iç mimar ise dış yapıyı ve dış etkenleri dikkate alarak projesine yön veriyor. Peki neden ayrılar?Mademki bu işin içine girmiştim iki alanda da söz sahibi olmalıydım. Tam olarak bu düşünce ile başvurumu yapmıştım.


ÇAP(Çift Anadal Programı)’tan bahsedecek olursak ülkemizde çoğu üniversitede ortalama ve dönem koşulunu (en erken 3’üncü en geç 5’inci yarıyılda başvurabiliyorsunuz) sağladığınız takdirde okuduğunuz bölümle eş zamanlı olarak ikinci ana dalınızı yapma hakkı kazanıyorsunuz. Çift Anadal Programı’nı başarı ile tamamlamanız durumunda ise iki ayrı lisans diplomasına sahip oluyorsunuz. İki ana dalınız alakasız olabileceği gibi mimarlık ve iç mimarlık gibi tamamlayıcı bölümler de olabiliyor. Tabi ki ÇAP yapmanın da birçok zorluğu var. Öncelikle belli bir ortalamaya uymalısınız, benim bağlı olduğum yönetmeliğe göre GNO’nun 2.75 in altına düşmemesi gerekiyor, ayrıca belirlenen dönem içerisinde derslerinizi tamamlamanız, belirli krediye ulaşmanız gerekiyor bana ÇAP için verilen süre ise 4 yıl. Her okulda ve dönemde yönetmelik farklılık gösterebileceği için bu tip ciddi konulara girmek yerine daha manevi ve beni etkileyen yönlerini anlatacağım.


ÇAP başvurunuz kabul edildiğinde ikinci ana dalınızdan size bir danışman atanır. Benim danışmanım muaf olduğum derslerin olduğu bir çıktı vermişti bana. Şanslıydım çünkü neredeyse derslerin yarısından muaftım; proje 1-2, yapı dersleri, mimari anlatım vs... bu liste uzar gider.Muaflığıma güvenerek ilk sene yalnızca birer ders aldım. Sanırım tembellik ederek hata yapmışım. Bu dönem haftanın beş günü sabah 9 akşam 6 memur hayatım var. Tabi hafta sonu ve gece mesailerini de eklemek lazım.




Şuan iç mimarlık 3. Sınıftayım. Geçtiğimiz güz döneminde iki proje almaya karar verdim. İç mimarlık proje 5 ve mimari tasarım 3 ü beraber aldım. ‘Ya nasıl yapacaksın? Uyumayacak mısın? Ortalaman düşecek, çaptan kalacaksın.’ falan filan… Yüzlerce düşünce beyninizi kemiriyor tabi bu süreçte. Bu arada benim gibi olan tanıdığım tam 8 öğrenci var. Yalnız değildim ve bu bana güç veriyordu. Sürekli birbirimize de gaz veriyorduk tabi. Hala veriyoruz... İki projeyi de aldık ve ilk haftalardan tökezlemeye başladık. Psikolojimiz alt üst olmuştu. (Babama ‘Bana bunu nasıl yaşatıyorsun?’ diye kızdığımı hatırlıyorum. Neyse ki evden atılmadım.) Pazartesi-Perşembe mimarlık, Salı-Cuma iç mimarlık projesine giriyorduk. Ayrıca bizim okul için mi geçerli bilmiyorum iç mimarlıkta en zor sınıf üçüncü sınıfmış meğer. 40.000 m2lik peyzaj alanı, 8000 m2lik yapı alanı yetmiyormuş gibi ÇAPcılar(!) olarak ekstra konut projesi tamamlamaya çalışıyorduk. Bir şekilde günler geçiyordu, belki de tempoya alışmıştık. Çoğu zaman jüriler aynı haftaya denk geldi. Pazartesiye kadar uyumayıp mimarlık için çalışıyor, jüriden sonra biraz uyuyor daha sonra cumaya kadar uyumadan iç mimarlık için çalışıyorduk. Sanırım uykusuzluk rekorum 56. Var mı daha fazla dayanabilen?




İki projeyi de aynı dönem aldığınızda karşılaştığınız en büyük sorunlardan biri de yetememek. Şöyle izah edeyim; mimarlık projesi için çalıştığınızda diğer projeye çalışmak için ne haliniz ne de vaktiniz kalıyor. En basit örnek olarak ben, pazartesi mimarlık projesine girdiğim için bütün hafta sonu mimarlık çalışıyorum( Tabi bu çalışma sürecinin üretim aşaması genelde son geceye kalıyor). Haliyle iç mimarlık çalışmak için yalnızca yarım günüm(pazartesi öğleden sonra) oluyor ve bu da yetmiyor. İç mimarlık çalıştığınızda ise mimarlık projenizde gerileme yaşıyorsunuz. Ama tam not kaygınız yoksa bu sizi üzmesin. Her şekilde finale yetişiyorsunuz.

Arkadaşlarımla sohbetlerimizde defalarca ‘bir daha asla iki proje almam, tekrar iki proje alırsam döv beni, ben eklesem bile sen zorla çıkar o projeyi derslerimden’… gibi yakınmalar oluyordu. İyisiyle kötüsüyle dönemi bitirdik. Ama her zaman son dakikaya kadar her şey değişebilir. Yeni dönemde tekrar iki proje aldık. Belki yoğunluğun bize öğrettiklerinin farkındaydık, belki yaz okuluna gelecek olmak canımızı sıkıyordu belki de acıdan zevk alıyorduk bilemiyorum. Şuan yine aynı yoğunlukta ama daha az yorularak günleri geçiriyoruz. Kah kırılıyor, kah gururlanıyoruz ama hepimizin bildiği tek bir şey var: 'Yalnız değiliz ve istiyoruz.' İstedikten sonra önünüze çıkan hiçbir engel yıkamaz sizi.


Son olarak eklemek istediğim bir şey var: İş hayatında iç mimar olmak maalesef ki ülkemiz koşullarında yeterli kalmıyor. Bazen yaptığınız projeye imzanızı bile atmanız mümkün olmayabiliyor. Bu yüzden ÇAP yaptığımı öğrenen tüm hocalarımdan ‘imza’ kelimesini duydum. ÇAP ‘a başvururken böyle bir şeyden haberim yoktu. Ve olaya bu şekilde dar ve maddi açıdan bakılması hiçbir zaman hoşuma gitmedi. Eğer bir meslek edinecekseniz maddi açıdan bakamazsınız. Maddi açıdan bakarsanız işinizi sevemezsiniz. Ne demişti Konfüçyüs : ‘’Sevdiğiniz işi yaparsanız, bir gün bile çalışmış sayılmazsınız.’’



0 görüntüleme

8.652

48.954

10.352

592

Toplam Ziyaret